Web sitemizde 2 kategoride 5 makaleye yazılmış 0 yorum bulunmaktadır.

 

Peygamber Efendimiz’in sünneti ‘hacamat’a itibarı iade ediliyor. Hastalıklarından kurtulamayanlar çareyi hacamat yaptırmakta buldu. Özellikle Batı’da bu tedavinin yapıldığı merkez sayısı her geçen gün artıyor. Peki hacamat nedir, hangi hastalıkları tedavi eder?

Kupa terapisi, yaş ve kuru olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kuru olanı, ağrıyan bölgeye bardak/şişe çekme işlemine deniyor. O daha çok vücutta masaj etkisi yapıyor. Peygamber Efendimiz’in hadis-i şerifinde “Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.” diye önemini vurguladığı vücuttan kan akıtılarak yapılan işlem ‘yaş’ olanı. Uygulama alanı daha fazla ve daha çok hastalığı tedavi ediyor. Çünkü işlem vücutta sağlığı koruma amacıyla atık maddelerin biriktiği belli noktalardaki tıkanıklık, kılcal veya ince damarlardan kirli kanın akıtılmasını sağlıyor. Hastalıklara sebebiyet veren bu kanlar atılıyor ve vücut işlemini yeni doğmuş bir çocuğunki gibi yerine getiriyor.

Kısacası; geçmişi insanlık tarihi kadar eski kupa terapisi (hacamat) tedavisinin itibarı iade ediliyor. Hacamat, Peygamber Efendimiz (sas)’in de uyguladığı, ümmetine de pek çok kez tavsiye ettiği bir tedavi yöntemi. 

Şifa kaynağı Hacamat

Alternatif tıpta geniş bir yere sahip olan ve binlerce yıldır bir tedavi yöntemi olarak kullanılan ‘Hacamat’ hastalara şifa dağıtıyor.

Hacamat, İslam ülkelerinde yaygın olmasının yanısıra, Almanya, Avustralya, Kanada, Malezya ve Çin gibi ülkelerde de kullanılan alternatif tıpta büyük bir öneme sahip.

Yabancı ülkelerde kullanılmasına ve bilim adamları tarafından da hacamatın şifa özelliği taşıdığı ispatlanmasına rağmen, ülkemizde yasak olması ise akıllarda soru işaretleri bırakıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından bunun için uygun zeminlerin oluşturulması bekleniyor.

Hacamat genellikle kulak arkası ve sırta yapılıyor. Tedavinin ilk aşaması tıraş. Tıraşın ardından işlem başlıyor. Devreye, vakumlu kupa bardak ve neşter giriyor. Hacamat tedavisinin Medine’de kullanımıyla ilgili yasin keski’nin söyledikleri ise hacamatın önemini ortaya koymuş durumda. keskin, “hacamat” yani kan alma hadisesinin Medine’de çok popüler olduğunu, en aliminden en cahiline kadar her hastanın genellikle “hacamat” yöntemiyle tedavi edildiğini söylüyor. Hacamat, kan aldırmak sureti ile yapılan tedavi yöntemi olarak biliniyor. Şırınga ile alınan kan vücudumuzun en temiz kanı. Hacamat tedavisi ile alınan kan ise vücudumuzda hareket etmeyip çeşitli hastalıklara sebep olan kanın alınması ile yapılan bir tedavi yöntemi. Tıbbı Nebevi’de kan aldırma işlemi, alınan kanın bir başka hastaya verilmesi ile değil, tamamen sağlık amaçlı olarak yapılmaktadır. Kan vücuttan çıktığında yerine plazma adı verilen bir vücut sıvısı geçerek, kanın sulanmasını sağlar. Akışkanlık özelliği artan kanın aynı zamanda çevredeki, beyin ve karaciğerdeki dolaşımının da düzelmiş olduğu tıbben bilinmektedir.

 

   

HADİSLERLE HACAMAT

 

 

 

 

 

 

 

İbn Abbas r.a., Rasulullah s.a.v.’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Miraç gecesi, hangi melek topluluğuna rastladıysam onlar bana; “Ey Muhammed kan aldırmaya (hacamata) devam et ve ümmetine de bunu emret” diyorlardı” (Tirmizi Tıbb 12, İbn Mace Tıbb 20 Müsnet I, 354)

Rasûlullah (s.a.v), baş ağrısından dolayı alnının her iki yanından, zehirlenmeden dolayı her iki omuz başı arasından, topuğundaki bir incinmeden dolayı da ayağının üzerinden kan aldırmıştır. (1) Rasûlullah (s.a.v)’in hanımları da hacamat yaptırmıştır. Rasûlullah (s.a.v): “Miraç’tan inerken hangi Melek cemaatine rastlasam, ey Muhammed (s.a.v)! ümmetine hacamat olmalarını emret dediler.” buyurmuştur.

Hayber’de zehirli koyun etinden zehirlendiği zaman, Cebrail (a.s) kendisine, hemen kafasının arkasından hacamat yaptırmasını söylemiştir.  İbn Ömer (r.a) şöyle buyurdu: Ben, Rasûlullah (s.a.v)’den şu buyruğu işittim: “Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmak aklı ve hıfzetme (ezberleme) gücünü arttırır.” (2) Yine bir Hadis-i şeriflerinde: “Hacamat her hastalığa faydalıdır, uyanık olun hacamat olun.” buyurmuştur.

Kafadan hacamat olmak; delilik, cüzzam, gece körlüğü, alaca, baş ağrısı, diş, göz, kulak gibi hastalıklara ve daha birçok hastalığa şifadır. Hacamat’ın şifasını bilen büyük âlimler üç ayda bir hacamat olurlardı. Hacamat 70 hastalığa şifadır. Bunlardan bazıları; Kanser, cilt hastalıkları, sedef hastalığı, kısırlık, süreklilik arz eden kronikleşmiş birçok hastalıklar, migren, romatizma, mide, bağırsak rahatsızlıkları, karaciğer yetersizliği, zihinsel ve ruhsal birçok hastalıklarda, böbrek hastalıklarında kan vermenin faydaları belirgindir.

Kanser olup ameliyat olması gereken bir kişide, hacamat’tan sonra kanser kütlesinin yok olduğu görülmüştür. Hacamat ta kanser’den kısırlığa kadar birçok hastalığa şifa vardır. Müzmin birçok hastalığın hacamat’la tedavi olduğu tecrübeyle sabittir. Hacamat nazara ve sihire karşı da iyi gelir. 50 senelik kökleşmiş büyünün, hacamat’la ortadan kalktığı rivayeti vardır.

Bu sebeple hacamat yapılırken mutlaka Ayet el-kürsi ve Muavizeteyn sureleri okunur.Rasûlullah (s.a.v) bizzat kendisi Ebû Taybe adında bir Haccâm’a hacamat yaptırmış ve başından kan aldırıp haccâma ücretini ödemiş ve şöyle buyurmuştur: ”Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)” (3) İbn-i Abbas (r.a) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Haccam (hacamat yapan) ne iyi kuldur; (fazla) kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.”

 


admin
0 Okunma
30 Kasım -0001
sosyal ağ
kategoriler
hit yazılar
etiketler
Son Yazılar
Son Yorumlar
    Arşivler
    Kategoriler
    Meta